1/11/2012 10:01:00 ÖS
agriculture, bahçe işleri, çam ağacı, garden, gardening, gece, greenhouse, horticulture, kar, kartopu, kış, korunak, pine, sera, snow, snowball, tree, winter
Beklenen
kar nihayet düştü gökten bahçelere... KüçükBahçem de sebeplendi yağan
kardan. Yukarıdaki fotoğraf 10 Ocak'da evimin penceresinden gece 01:30
sularında çekildi.
Akşamüstü yağmaya başlayan kar KüçükBahçem'deki küçük seramın da üstünde birikmeye başlamıştı.
Sabah kalktığımda durum şöyleydi:
Biraz
evin kuytusunda kaldığı için üzerinde aşırı bir birikme olmamış.
Üzerinde görülen miktardaki kardan fazla etkilenmişe benzemiyor. Seranın
içindeki turp, lahana, marul gibi bitkilerim de korunmuş oldu
tabiatiyle...
KüçükBahçem'deki KüçükSeram Eskişehir'e düşen 2012'nin ilk karından alnının ve üzerindeki karın akıyla çıktı.
Yukarıdaki fotoğraf da arka bahçemden bir kare. Evin içinden tripodla gece modunda çektim.
Her şey gönlünüzce olsun.
12/28/2011 02:27:00 ÖS
bahçe işleri, bahçecilik, cabbage, gardening, greenhouse, kadirli, kara lahana, küçükbahçem, küçükseram, lahana, osmaniye, radish, sera, turp, turplar vadisi
KüçükSeram ve turplarım; turp gibiler maşallah...
K
üçükBahçem'deki KüçükSeram'ın
açılışını yapmıştım 17 Aralık 2011'de. Daha orada sera falan yokken;
biberleri, domatesleri, patlıcan, peppino ve altın çilekleri söktükten
ve bahçeyi kabaca çapalayıp temizledikten sonra; KüçükBahçem boş
durmasın diye birkaç avuç kara lahana ve turp tohumu serpmiştim. Turplar
ve lahanalar kendilerini gösterir gibi olduğu vakit de üzerlerine
serayı oturttum.
Seranın altında daha korunaklı olduğu için Eskişehir'in meşhur soğuk
ayazından fazla etkilenmediler, yavaş yavaş büyüyorlar burada.
Tohumları düzenli olarak ekmeyip avuç avuç serpiştirdiğim için rasgele
yerlerde çimlendiler. Arada bir bazılarını sökerek ayıklıyorum ki
birbirlerinin büyümesine engel olmasınlar.
Bu fotoğrafları da çekeli bir hayli zaman oldu, şimdi biraz daha seyrekler ve biraz daha büyümüş haldeler turplarım.
Bu yazıyı yazarken aklıma geçenlerde gözüme takılan bir haber geldi:
Turplar Vadisi. Günümüzde iletişim kanallarını doğru ve akıllıca
kullananlar (akıllıca kullanmaya pek de gerek yok aslında Google Abiye sorunuz: Doğuş ve saksısı)
bir anda milyonlarca kişiye ulaşabiliyorlar. Bunun güzel örneklerinden
birisi de, Türkiye'nin turp ihtiyacının yüzde 70'ini karşılayan
Osmaniye'nin Kadirli ilçesi çiftçilerinin çekmiş olduğu "Turplar Vadisi"
isimli iki bölümlük kısa video. Bu video sayesinde hem ilçelerini hem
de ürünlerini büyük kitlelere tanıtmış oldular. Tebrik ediyoruz
kendilerini.
Turplar Vadisi 1. Bölüm için tıklayınız-->
http://www.youtube.com/watch?v=wwHNz1fAR2c
Turplar Vadisi 2. Bölüm için tıklayınız-->
http://www.youtube.com/watch?v=uO0Vh5HmBJY
Her şey gönlünüzce olsun.
"FaceBook'da sanal olarak çiftçilik yapacağımıza birkaç arkadaş işyerimizdeki bahçenin bir kenarında doğal olarak bir şeyler yetiştirmeye çalışıyoruz."
demiştik 2 Temmuz tarihinde.(Bu yazı dizisinin başlangıcını merak edenler için tam da şurada-->
tıklayınız.)
O günden bugüne pek çok köprünün altından çok sular aktığı gibi bizim bahçedeki karıklardan da pek çok su akıttık. Akıttığımız bu sular ve arada verdiğimiz organik gübreler bize "şimdilik" salatalık ve biber olarak geri dönüyor. İki-üç günde bir aşağıdaki fotoğraftaki kadar mahsül alıyoruz ve beş arkadaş arasında eşit olarak paylaşıyoruz.
Hıyara gel, bibere gel...
Susaklar, domatesler, kavun ve kabaklar da yolda. Serçelerden, farelerden ve saksağanlardan bize kalırsa inşallah onların da tadına bakabileceğiz.
25 Temmuz 2011 Pazartesi itibari ile bahçemizin son durumu
15 Haziran 2011 tarihinde
ilk yazısını yazdığım işyerindeki KüçükBahçe'mizdeki gelişmeler devam ediyor. Hemen hemen her öğlen arası ya yabani otları yoluyoruz ya da günlük mahsülümüzü topluyoruz büyük bir keyifle.
Sanal hıyar yemekten daha lezzetli...
.
Naçizane blogumun çok değerli takipçileri
www.babamonk.com sitesinde yayınlamakta olduğum bahçecilik işlerine dair yazılarımı bunda böyle
www.kucukbahcem.net adresinden de takip edebilirsiniz.
BabaMonk blogumda bahçe işlerine dair yazılarıma yine devam edeceğim; bununla birlikte bu blogda seyahatlerimle ilgili, katıldığım sempozyum/konferans/fuar/vs. hakkında ve zaman zaman da kısa öyküler, aklıma takılan şeyler, herhangi bir konuda kendimce öylesine aldığım notlar vs. vs. konular da yer alacaktır.
Evimin önündeki
küçük bahçemde, köyümdeki arazimde, evimde bağ-bahçe işleri, gübre, kompost, çimlendirme, bitki, sebze yetiştirme gibi konulara
www.babamonk.com blogumda devam etmekle birlikte sayfamı sadece bahçe işleri için takip edenler, diğer konularla boğulmak istemeyenler bahçe işlerine özel açtığım
www.kucukbahcem.net adresini takip edebilirler.
Tüm takipçilerime ve bu sayfaya tesadüfen gelmiş internet sörfçülerine selam eder, saygılarımı sunarım.
Eksik olmayın, sağlıcakla kalın.
BabaMonk
10/12/2010 06:43:00 ÖS
atık enzimi, bahçe işleri, bakteri, bokashi, bukaşi, çöp enzimi, damacana, effective microorganizms, EM1, enzim, etkin mikroorganizma, gardening, organik
(7 Haziran 2010 tarihli yazım)
Hafta sonu oğulmonk ile birlikte bir damacana daha çöp enzimi, daha doğrusu atık enzimi yaptık. Çalıştığım yerde öğlen yemeklerinde hergün kilo kilo salata artıyor. Bunlar doğrudan çöpe gidiyor fakat
daha önce de dediğim gibi bunlar çöp değil aslında, bir şekilde değerlendirilebilir atıklar.
19 lt'lik damacanaya tulumbadan aldığımız yaklaşık 13-14 lt suyu doldurduk. Yenmeyen 3 günlük yaklaşık 3.5 kg salatayı da oğlumla birlikte damacanaya "tıktık". Sonra üzerine 1.5 kg kadar pekmez ilave ettik. Bu sefer harnup pekmezi kullandım. Marketlerde 900 gr'lık şişede 5'tl'den satılıyor. Enzim oluşmasına katkısı olsun diye yoğun şekilde faydalı mikroorganizmalar içeren EM-1 hammademizden de çok az (10 gr kadar) ilave ettim.
Tüm malzemeyi ilave edip iyice karıştırdıktan sonra damacanayı mutfakta müsait bir yere dinlenmeye bıraktım. En az 3 ay burada bekleyecek, sonuçlarını birlikte göreceğiz.
(12 Ekim 2010'da eklenen kısım)
Yukarıdaki yazıyı yazalı yaklaşık 4 ay olmuş. 4 aydır bekleyen damacanamızı artık beklediği karanlık kuytu köşeden çıkarmanın zamanı geldi.
Öncelikle 11 Eylül 2010 cumartesi saat 20:15 itibari ile ramazan bayramınızı kutlar, birazdan yarı final maçına çıkacak olan basketbol milli takımımıza başarılar dilerim.
Daha
önceki yazımda domateslerimin hastalandığını ya da sıcaktan dolayı yandığını yazmıştım. Sıcaktan yanmış olma ihtimali -bence- daha ağır basıyor. Çünkü önce kurumuş yaprakları budadım. Hatta zayıf düşmüş domates bitkilerini kökünden söktüm. Sonra Bauhouse'dan almış olduğum ve diğer birkilerde de çok faydasını gördüğüm COMPO marka "Tüm Bitkiler için Sıvı Gübre"yi pompa yardımıyla yapraklardan uyguladım.
Bir hafta kadar sonra yeni sürgünler vermeye ve hatta çiçeklenmeye başladılar. Tabi rutin olarak köklerden sulamayı ihmal etmiyorum.
Domateslerde biraz olsun canlanma görünce umutlandım. Sonra aklıma mucizevi EM-1 geldi. Onu da tulumba suyu ile seyrelttikten sonra oğlumun uğurlu elleri vasıtasıyla yapraklara püskürterek uyguladım. Bu işlemi akşam üstü yaptım ki EM1'deki faydalı mikroorganizmalar ölmesin.
Şimdi beklemedeyim. Uygulamanın üzerinden henüz bir kaç gün geçmesine rağmen gözle görülür bir canlanma var. İnşallah sezonu kapatmadan biraz daha mahsul kaldıracağım. Gelişmeleri de burada yazacağım.
Esen kalın.
BUKAŞİ (BOKASHI) KULLANIMI
"Bukaşi (Bokashi)Yapımı" başlıklı yazımın devamıdır.
Evde hazırlamış olduğumuz bukaşi aşılayıcı ile evsel atıklarımızı çok verimli ve faydalı gübreye dönüştürebiliriz. Aslında doğa bu işi zaten bir döngü içerisinde gerçekleştirmekte. Çevrenize bir bakın, ağaçlardan dökülen yapraklar, çöpe atılmış çürümeye bırakılmış meyve ve sebzeler, kesilmiş çimler vs. bir müddet sonra toprağa karışıp gidiyor. Toprak toprağa, küller küllere… Topraktan gelen toprağa karışıyor, kural böyle yazılmış, denge meselesi. Biz bu dengeyi bozacak bir şey yapmıyoruz sadece doğanın bu işi hızlandırması için yardımcı oluyoruz.
Bukaşi aşılayıcının içerisindeki çok çeşitli ve milyonlarca faydalı mikro organizma, evsel atıklarımızı çürüterek toprağa karıştırmak için çalışacaklar. Nasıl mı? Öncelikle evsel atıklarımızı biriktirebileceğimiz kova gibi bir kap temin etmemiz gerekir. Bu iş için piyasada özellikle de yurtdışında çok fazla hazır ürün var. Türkiye’de de bulabildiğim kadarı ile sadece “Yeşil Adım” firması bu işe el atmış durumda. Gerekli kovayı az bir çaba ve el becerisi ile kendimiz de hazırlayabiliriz. Ben öyle yaptım. İşte aşamaları:
- Önce evimizde koyacağımız yere uygun büyüklükte bir kova alıyoruz.
- Dibine bir musluk takmak gerekiyor. Çünkü atıkların kendisinden gelen ve çürüme sırasında ortaya çıkan bukaşi sıvısını buradan alacağız.
8/10/2010 12:10:00 ÖS
bahçe, bahçe işleri, bokashi, bukaşi, DIY, do it ourself, effective microorganizms, etkin mikroorganizma, gardening, kompost, melas, pekmez, Teruo Higa
BUKAŞİ (BOKASHI) YAPIMI [08 EKİM 2010'da güncellendi]
(Yorumlarda da görebileceğiniz gibi, EM1 konusunda bir hayli tecrübesi olan Doğasever rumuzlu doğa sever hocamın uyarısı ile yazımda bir iki yerde düzeltme ve güncelleme yapılmıştır.)
Türkçe okunuşu ve yazılışı ile “bukaşi”, ya da literatürdeki İngilizce yazılışı ile “Bokashi” Japonca kökenli bir kelime olup “Fermente olmuş organik madde” anlamına gelmektedir. Fermantasyon başka bir deyişle mayalanma ise bir maddenin bakteriler, mantarlar ve diğer mikroorganizmalar aracılığıyla, genellikle ısı vererek ve köpürerek kimyasal olarak çürümesi olayıdır.
Bukaşi, Japon çiftçiler tarafından, toprağın mikrobiyel çeşitliliğini artırmak ve bitkilere besin maddesi sağlamak amacıyla geleneksel olarak kullanılmaktadır. Genellikle çeşitli organik evsel atık maddeler, ormanlardan ve dağlardan toplanan ve içinde çeşitli mikroorganizmalar içeren topraklarla fermente edilerek elde edilir.
Tescilli bir ürün olan EM1 bol miktarda değişik türlerde mikroorganizma içermektedir. Firmanın Türkiye temsilcisinin sayfası ve ayrıntılı bilgi için bakınız:
www.emturkey.com Firmayla EM1’in son kullanıcısı olmanın dışında herhangi bir bağlantım yoktur, bunu not düşmek isterim. Burada EM1’in reklamını, iyi ya da kötü tanıtımını yapmak gibi bir çabam da yoktur. Ben sadece naçizane deneyimlerimi paylaşmak arzusundayım. Ne de olsa “Bilgi paylaşıldıkça artar” . Bu nedenle reklama girse de bukaşi yaparken kullandığım için EM1’den bahsetmem zaruridir.
Küçük bahçemden bu seneki ilk ürünleri topladım. Biraz sivri biber, biraz acı saksı biberi bir adet de patlıcan.
Kızarmaya başlamış domateslerim de var. Onları da 2-3 güne kadar toplarım. Her gün tadımlık çileğimi zaten alıyordum onu perlit içinde boruda yetiştirdiğimden hesaba katmıyorum. Ya marullar? Tabi ya nasıl da unuttum; daha önce söküp de salataya kattığımız 3-4 kök marul vardı. İlk hasatım bu marullar olmuştu; marulu yiyelim ama hakkını yemeyelim değil mi?
 |
| Toplarken gözüme çok görünmüştü ama hepi topu 64 gr sivri 7 gr acı saksı biberi |
 |
| Tek bir patlıcan 144 gr geldi. (Burun desteği yok...) |
Fotoğraflardaki domatesin alt yarısı kararmıştı o yüzden koparttım.
 |
| Bunlar bir önceki günden. 60-70 gram da bunlar gelir herhalde. |
Esen kalın...
.
Geçenlerde bizim şirketin yeni yerinde, öğlen arası arkadaşlarla oturuyorduk. Benim bahçe ile ilgili uğraşılarımdan bahsettim. Dedim ki "Öğlenleri burada vakit geçirmek için boş boş oturuyorsunuz. Bu kadar boş yer var, tarla toprak müsait. Zaten en verimli tarlaların üzerine yapılmış bu fabrikalar... Sizin yerinizde olsam şurada boş duran yerlere bir şeyler dikerdim. Toprak hazır, su hazır...Hem yediklerimizde eski tatlar yok diyorsunuz, hormon, kanser diyorsunuz, hem de kendiniz organik bir şeyler yetiştirmiyorsunuz dırdır da dırdır..." Arkadaşlar hemen gaza geldiler, aldılar ellerine çapayı kendilerine yer hazırladılar...
Geçen gün bir daha gittim baktım ki gerçekten de bir şeyler yapmış bizimkiler. Şaşırdım; çünkü özellikle biz mühendisler hemen gaza geliriz ama neticelendirmede başarılı değilizdir. Baktım domates, kekik, karpuz, biber dikmişler. Ödül olarak ben de onlara ödül olarak 40 günlük fasülyelerden ve
ev yapımı gübreden verdim :)
Hadi bakalım dalından koparıp yemek de nasip olur inşallah.
 |
| Bir poz vermişler ki breh breh breh... |
Esen kalın...
(
NOT:Bu yazıyı Facebook’tan okuyorsanız yukarıdaki linke tıklayarak yazının tamamına ve fotoğraflarına ulaşabilirsiniz.)
Sandıkta yetiştirmekte olduğum patatesler uzadıkça dibine toprak ilave ediyorum. Böyle böyle ikinci katı çıkmıştım. Artık bu da yeterli olmadığı için kaçak bir kat daha çıkarak üçüncü katı da ilave ettim. Bu işleme bitkinin büyümesinin durmasına, çiçek vermesine kadar devam edilebilirmiş. Fakat ben artık daha fazla kat çıkamayacağım, bu kadarı yeterli.
Öncelikle sandıkların tabanını dekupaj testere ile keserek çıkarttım. Sonra ızgaralı yapıda olduğu için toprak dökülmesin diye iç çeperlerini parça plastik ve muşambalarla kapattım.
Nihayet bu sezonun ilk domateslerini dalında gördüm. Evimin önündeki
küçük bahçeme diktiğim domates fideleri sonunda büyüdüler, çiçeklendiler ve domates yapmaya başladılar.
Bir kaç değişik çeşit fide vardı; şimdilik hangisi hangisi bilemiyorum fakat mahsülü almaya başlayınca anlayacağız neyin ne olduğunu.
Pembe Domates Ağı'ndan ve ithal tohumculardan tohum olarak temin ettiklerim var, Sakarı'dan getirdiklerim var..
Normalde Oğul Monk'la her akşam suluyoruz fakat bu aralar yağmur bol yağdığı için sulamaya ara verdik. Yağmurlar bereketli geldi bahçeye, ilk dikildiğinde baygın baygın yatan domatesler bir hafta içerisinde azmanlaştılar. Yaprak aralarındaki sürgünleri de temizledim.
Bahçede biber, marul, nane, 2-3 kök patlıcan, biraz cherry turp, biraz da brüksel lahanası ve elbette
patateslerim de var. Bakalım ne zaman toplamaya başlayacağız bunları dallarından...
 |
| Fideleri toprağa aktardığımda bayıldılar önce |
 |
| Sonra kendilerine gelip dikildiler |
 |
| Çubuklara iple bağlayıp destekledim |
 |
| Şimdi çubukların da boyunu aştılar |
 |
| Fotoğraftaki domatesleri bulunuz :) |
 |
| Bunlar da biber, patlıcan ve en arkadakiler de nane ve marullarım |
Esen kalın...
Sandıkta patates yetiştirmek
İnternette geçtiğimiz sene oldukça popüler olan bir yazı vardı başlığı da “0,40 m2‘lik Bir Alanda 50 kg Patates Yetiştirme Tekniği” (Okumak için
tıklayınız orijinal yazı da
burada ya da
burada. Ayrıca konuyla ilgili olarak da youtube’da onlarca video bulabilirsiniz.)
Amaç dar alanda, dikey olarak patates yetiştirmek. Biraz benim borudaki çilek işime benziyor. (Bkz. “
Dikey Çilek Yetiştiriciliği” başlıklı yazım.)
Tekniğin çıkış noktası da patates yumrularının, tohum olarak dikilen patatesin altında değil de tohumluk patates ile bitkinin arasında yetişiyor olmasıymış. Bu nedenle, tohumluk olarak dikilen patates sürgün verip yapraklandıktan ve bitkinin boyu da 30 cm kadar olduktan sonra dibine toprak ilave edile edile dikey olarak patates yetiştirmek mümkün oluyormuş.
Merak değil mi işte, bir de biz deneyelim dedik. Fakat herkesin yaptığını yapmaktansa farklı bir şey denemek lazım. Ayrıca şimdi kim uğraşacak marangoza git, 5cm x 5cm X 90 cm kereste kestir, gel onları çak; uzun iş. Hem bu işi
eskimiş araba lastiğinde hatta
çuvalda bile yapan varmış.
Ben de pazarcıların bir kere kullanıp attığı sandıkta deneyeyim dedim.
Sabırsızlıkla beklediğim gün geldi ve 3 aydan fazladır bekleyen mutfak atığı + pekmez + su karışımını nihayet açtım. İlk açtığım şişedeki karışımın rengi ve kokusu oldukça iyiydi. Kokusu hafif şırayı anımsatıyordu. Rengi de kahverengi-kırmızı arası bir şeydi.
Sonra iki tane 5lt'lik şişe daha açtım. Bunlardan birisinin rengi sarımtıraktı kokusu da çok ekşi ve rahatsız ediciydi. Hiç acımadım, döktüm tuvalete. Sanırım hava almış, bir de ben buna değişiklik olsun diye biraz hamur mayası ve yoğurt suyu ilave etmiştim. Herhalde pek işe yaramamış.
Diğerinin kokusu ise çok hoş değildi ama çok da rahatsız etmedi. Rengi ilk açtığım şişeninkine benziyordu, sadece biraz bulanıktı. Bu şişeyi yaparken, blendırdan geçirilmiş lahana ve karnıbahar yapraklarını kullanmıştım. Bulanıklığı çok ince parçalı olmasından olsa gerek. Koku da malzemenin kendisinden elbette.
Demek ki mutfak atığından enzim yaparken 3 ay sonrasını düşünüp biraz daha hoş kokulu olabilecek sebze-meyve atıklarını kullanmak gerekiyor. Yoksa kokusu pek iç açıcı olmayabiliyor. Bir de hava almaması gerek, hava alırsa istemediğimiz bakteriler de ürüyor ve çürüyor.
Boşalan şişelere hemen, mevsime de uygun olarak karpuz-kavun kabuklarını doğradım, pekmez de ilave ettim. Beklemeye aldım. 3 ay sonra sonucunu yine paylaşacağım.
Elde ettiğim atık enzimini bahçemde denemeye başladım. Göreceğiz bakalım faydası ne olacak.
NOT: Burada anlattıklarım benim denemelerimin sonucudur. Öğrendiklerimi deneyip, uygulayıp burada paylaşmaya çalışıyorum. Herhangi bir hatam olmuşsa ya da sizlerin önerisi varsa lütfen yorum bırakınız.
Esen kalın...
Bizim köyde, artık biliyorsunuz Mayıslar’da, dededen kalma garip bir alışkanlık vardır; kuşları kaçırtmak için ağaca CD asarlar. Artık günümüzde DVD, hatta hali vakti yerinde olanların blu-ray disk astığı da oluyor; (ıyyy!)
Geçen sene bizim ceviz fidanları ciddiye alınabilecek ölçüde ilk meyvelerini vermişti. Yıllardır zor şartlarda yetiştirmeye çalıştığımız fidanların “ağaçcık” olup da bir de üstüne meyve vermesi çok sevindirmişti bizi. Hele hele 5-6 sene sonra ağaç başına ortalama 1000 tl para kazanacağımızı düşününce, hemşerim Nasreddin Hoca’nın da dediği gibi peşin parayı görünce nasıl da sevinmiştik…
Bu konuda geçtiğimiz haftalarda "
Su tutucu polimerin tarımda kullanımı" başlıklı bir yazı yazmış ve işe yarayıp yaramayacağını zamanla anlayacağız demiştim.
Geçen gün ceviz fidanlarımın yanına gittiğimde şunu gördüm. Köye çok az da olsa bir yağmur yağmış geçmiş. Yüksek sıcaklıktan dolayı toprağa düşen yağmur hemen buharlaşmış; bahçenin diğer yerleri kuru olmasına rağmen sututucu polimer serpiştirdiğim fidanların dipleri hala nemli kalabilmiş. Hatta toz halindeki polimerler suyu emip şişerek jel haline gelmişler bazıları toprağın üstüne dahi taşmış. Polimeri biraz daha derine dökmek daha iyi olacakmış. Yine de suyu tutma ve buharlaşmasını engellene açısından işe yarayacak gibi görünüyor.
Şurada da konuyla ilgili bir video var, izlemek isterseniz:
Video1
Video2
Esen kalın...
6/07/2010 01:34:00 ÖS
bahçe, bahçe işleri, Eskişehir, gardening, pembe domates, saksı-sera, sera, sıraevler, sulama, şeker, viyol, yapay ışık
.
Sıraevler’deki yeni evimizin önünde küçücük bir bahçemiz var. Bir tarafını çiçeklik olarak bıraktık diğer tarafta ise bir şeyler yetiştirelim diye uğraşıyoruz. Aslında önceki evimde de bahçe vardı ama nedense hiç ilgimi çekmemişti bir şeyler yetiştirmek, toprakla uğraşmak. Gerçi annem bir şeyler yapıyordu ama ben sofradaki haliyle ilgileniyordum sadece.
 |
| Evimizin önündeki iki küçük bahçe |
Mayıslardaki bahçede ise toplamda 40 kadar ceviz ve zeytin fidanlarım var. Annem geçen sene fidanların arasına biraz domates, biber, kavun, karpuz ekmiş. Ne sulamasıyla ne de çapasıyla fazla ilgilenemedik; 3-4 haftada bir gidip su verdik ama buna rağmen geçen sene epey mahsul aldık kendi çapımızda. Bir bu nedenle bir de bir arkadaşımın iş yerinde saksıda perlit içinde domates yetiştirmesi ile “neden olmasın?” diyerek ben de giriştim bu işlere.
İlk önce bol bol okudum ilgili siteleri. Kimisi kişisel sayfalar kimisi forumlar olmak üzere gerçekten de güzel ve faydalı bilgilerin paylaşıldığı çok güzel siteler var. Bazılarının linklerini bu blogda da bulabilirsiniz. Bu siteleri, forumda yazılanları okudum; çok şey öğrendim buralardan. Şimdi de uygulamasını yapmaya çalışıyorum. İnsanın doğasında var demek ki bahçeyle, toprakla uğraşmak. Her akşam eve gidince bahçeyi sulamak, yabani otları ayıklamak; bitkilerin gözümün önünde gün be gün büyüdüğünü görmek sonunda da kendi yetiştirdiğin bir şeyin tadına bakmak inanılmaz keyifliymiş…
6/05/2010 12:23:00 ÖS
bahçe işleri, bukaşi, çöp enzimi, em1 em aktif, enzim, garbage enzyme, gardening, gübre, melas, organik, pancar, pekmez
İki bölümlük bu yazı dizisinin ilk kısmını okumadıysanız lütfen
tıklayınız.
Hadi artık mutfak atıklarından enzim üretelim:
- Önce mutfak atıklarını küçük küçük doğruyoruz. Küçük doğramamız parçaların yüzey alanını büyüteceğinden daha çabuk fermante olmasını yani çürümesini sağlayacak.
- Doğranacak olan atıkların organik olması yani sebze, meyvelerin kabukları, yenmeyen ya da artan kısımları, kesilmiş çimen, ağaç yaprakları vb. olması gerekir.
- Bunun içine kesinlikle çeşitli kimyasal koruyucu katkı maddesi içeren ketçap, soslar, turşu gibi maddelerin kendisini ya da bulaşmışını katmayınız.
- Et ve süt ürünü katmayınız.
- Bir de özellikle not düşmüşler durian denilen acaip bir meyve var onu da karıştırmayınız.
- Çürümüş, bozulmuş, yanmış, pişmiş, pastorize edilmiş organik maddeleri katmayınız.
Çöp deyince hemen aklınıza pis, kokuşmuş, hiçbir işe yaramayan artıklar geldiğini hatta bazılarınızın yüzünü ekşitip, burnunu tutmaya başladığını hayal edebiliyorum. Fakat aslında çöpe attığımız her şey gerçekten de “çöp” değildir. Bizlerde pek alışkanlık haline gelmemiş olsa da birçok gelişmiş ülkede plastik, cam, kâğıt, metal gibi geri dönüşümü olan atıkları çöp tenekesine atmak yasaktır, cezası vardır. Daha da önemlisi ayıplanası bir durumdur! Gurbet ellere giden gelin kızlarımızın bahsettiğim geri dönüşümlü atıkları ayrıştırmadan doğrudan çöp kutusuna attığında belediyeden ceza kesildiği hikâyelerini duyanınız vardır. (Orada ispiyoncu komşu kavramı da buna etken elbette.)
Link çalışmazsa: Kılavuzu
buradan da indirebilirsiniz )
Yemeklerde, salatalarda kullanılan sebze ve meyvelerin işe yaramaz kısımlarını ya da yemeklerden sonra artanlarını genellikle alışkanlık olarak çöp tenekesine yollarız. Hâlbuki bu atıklar doğa için çok değerli organik maddeler ihtiva etmektedir. Bu atıkları doğru şekilde kullanıp uygun koşullarda bekletirsek çok kullanışlı ve çevre dostu çöp enzimlerini elde edebiliriz.
(Bundan sonra isminin çağrıştırdığı kötü anlamdan dolayı “çöp enzimi” yerine “atık enzimi” terimini kullanmayı tercih ediyorum müsaadenizle.)
Öncelikle atık enzimi nedir/ne işe yarar/yenir mi/içilir mi, biraz bundan bahsedelim:
6/03/2010 12:43:00 ÖS
bahçe, bahçe işleri, böcek, Eskişehir, gardening, ipek, ipekböceği, koza, mayıslar, sarıcakaya, tırtıl, tur, turizm
Mayıslar köyünde, bir İç Anadolu şehrinde olması umulmayacak sebze, meyve yetişir demiştik. Mesela bizim orada dut bol olduğu için ipekböcekçiliği de yapılır. Biliyorsunuzdur, ipekböceği sadece dut yaprağı yer.
Wikipedia’da şöyle bahsediliyor ipekböceğinden:
“Kelebek yumurtalarını dut yaprakları üzerine bırakır, yumurtladıktan üç dört gün sonra ölür. Baharda taze dut yaprakları üzerindeki yumurtalardan larva halinde çıkan tırtıllar sık tüylü ve siyahtır. Büyük bir iştahla devamlı dut yaprağı yerler ve dört beş defa gömlek değiştirerek bir, bir buçuk ayda 7 veya 8 santime ulaşırlar. Büyüdükçe renkleri açılır ve tüyleri kaybolur. İyice büyüyüp de hücrelerine yerleşince üst dudağındaki delikten iplik halinde zamk gibi bir sıvı çıkararak kozasını yapmaya başlar. Tırtıl önce kozanın dış kısmını sonra kendi vücudunun etrafını örmeye devam eder ve görünmez olur. Eğer kendi haline bırakılırsa iki üç hafta içinde kelebek haline gelerek ördüğü kozayı parçalar ve dışarı çıkar. Bu yüzden kozayı parçalamadan kozalar sıcak suya atılır veya sıcak su buharına tutularak tırtıl öldürülür. Böylece ipek kozaları elde edilir. Bu kozalardan da tel şeklindeki ipek lifleri çıkarılıp ham ipek üretilir.”
Tam da bu aralar ipekböceği yetiştirme mevsimi. Bizim köydeki akrabalarımız da yetiştiriyorlar. Hani marketlerde satılır ya kuru ekmek mayası aynı onun gibi bir kutu içerisinde böcek larvaları alınır kooperatiften. Sonra bunlar dut yaprağı üzerine serpilir.
Sonra bu böcekler yedikçe şişer, şiştikçe bir daha yer. Şöyle bir şey olurlar:
Daha sonra kozasını örmeye başlar, ördükçe de kendini içeriye hapseder. Vakti gelince de kozayı delerek uçar gider.
Sayfamdaki yazılar kaynak gösterilerek ve bu sayfanın adresi verilerek kullanılabilir.
Sayfamda bazı yazılarımda bahsetmiş olduğum yöntemler kendi öğrendiklerimi, denediklerimi paylaşmak amacıyla yazılmıştır. Yapılan denemelerin sonuçları da yine burada paylaşılmaktadır. Tarif edilenlerin yanlış/eksik uygulanması, yazı dizilerinin tamamının okunmaması, vb herhangi bir nedenden dolayı istenmeyen sonuçlar elde edilmesi, beklenen sonucun elde edilememesi ve/veya karşılaşılabilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumlu tutulamayacağımı bilgilerinize sunarım.
Kaynak belirterek ya da belirtmeden kullandığım yazılarımdan dolayı herhangi bir rahatsızlık duyan, haksızlığa uğradığını düşünen beni haberdar ettiği zaman ilgili yazıyı yeniden gözden geçireceğimi, şikayetinde haklıysa yazıda gerekli düzeltmeyi ivedilikle yapacağımı taahhüt ederim.
-=(RaideR)=-