Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Cumhuriyetimizin, unuttuğumuz, unutturulan önemli şahsiyetlerinden Nuri DEMİRAĞ

[Son güncelleme 9 Haziran 2014]
(22 Kasım 2010 tarihinde yazının sonundaki video eklenmiştir.)

Büyük teşebbüslerde muvaffakiyet,
ancak şahsi kusurlardan münezzeh olmakla mümkündür.
Nuri Demirağ

Girişimciliği, çalışkanlığı ve devrinin çok ilerisindeki projeleri sayesinde cumhuriyet devrinin ilk sayılı milyonerleri arasına girmeyi başarmıştır. Bununla birlikte kazanmış olduğu serveti de yine Türkiye’nin sanayisinin kalkınmasında harcamış, pek çok hayır işlerinde kullanmış değerli bir insandır.

Nuri Demirağ hakkında yazılacaklar bir blog sayfasına sığmaz, beni de aşar doğal olarak. Nitekim hâlihazırda birçok da kitap vardır kendisi hakkında.  Ayrıntılı bilgi isteyenler www.nuridemirag.com adresine de başvurabilir.

Geçenlerde basında yer alan “Artık vakti geldi, kendi yolcu uçağımızı yapacağız”, “İlk Türk Uçağı Geliyor” gibi cahilce ve yandaşça atılmış manşetlerden duyduğum müthiş rahatsızlıktan dolayı ilk Türk uçak fabrikası ve uçağı hakkında bir tarama-derleme yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Öncelikle Nuri Demirağ’ın bu memleket için gerçekleştirdiği ilklerin bazılarını listeleyelim:
  • İlk sigara kâğıdı üretimi
  • Türkiye’de seri üretim yapan ilk uçak fabrikasının kuruluşu
  • İlk Türk yolcu uçağının üretimi
  • İlk yerli paraşüt üretimi
  • Ankara'nın doğusuna ilk demiryolunun yapımı
  • Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk muhalefet partisi olan Milli Kalkınma Partisi’nin kurucusu
  • Karabük’te demir ve çelik fabrikasının kurulması
Proje olarak;
  • Üstünden demiryolu da geçen İstanbul Boğazı üzerine köprüsü yapılması
  • İlk şehir ve köy planlarının hazırlanması
  • Keban’a büyük bir baraj yapılması düşüncelerinin ilk kez gündeme getirilmesi
  • İlk “yap-işlet-devret” modelinin geliştirilmesi


Vay be, demek ki biz Türkler zamanında uçak fabrikası kurmuşuz ve uçak da yapmışız öyle mi? Peki neredeler,  n’oldu bunlara? Yoksa bunların da mı akıbeti “Devrim Otomobilleri” gibi oldu. Filmde de söylendiği gibi "Bu ülkede hiç bir başarı cezası kalmaz!". Nutuk atanlar bunu bilmiyor mu da elin Brezilya’lısına “Gelin ilk Türk uçağını beraber yapalım” diyor?

Bir bakalım o zaman (Aşağıdaki yazı büyük oranda Raillife dergisi 53. Sayıdan alıntıdır):

---- o ----
Birinci Dünya ve İstiklal Harb'inde hava savunmasının ne kadar önemli olduğunu yaşayarak gören Mustafa Kemal'e göre de "İstikbal göklerdedir!"  İstikbalin göklerde olduğu inancı sözde kalmaz; 28 Eylül 1925 tarihinde Türk Tayyare Cemiyeti kurulur. Cemiyet 10 yıllık bir dönemde kendisinden bekleneni veremez. 1935 yılında Türk Hava Kurumu adını alır. Türk Hava Kurumu, yeni yönetimiyle, yeni anlayışıyla hava filosunu güçlendirmek için bir kampanya başlatır. Kurum, 10 bin lira gönderen kişilerin adına uçak alacağını ilan eder. 1935 yılında Atatürk de Türk Hava Kurumuna 10 bin lira bağışlar. Bağış uçak kampanyasına şehirler de dâhil olur. Toplanan paralar Türk Hava Kurumuna gönderilir. O şehirlerin adını taşıyan bağış uçaklar memleket semalarında uçmaya başlar.

Ankara'nın en zengini olan Vehbi Koç 5 bin lira bağışlarken, Nuri Demirağ'ın kardeşi Naci Demirağ 120 bin lira bağışta bulunacaktır. Nuri Demirağ ise kararını vermiştir; bu işi kökten çözecektir.
Siz ne diyorsunuz? Benden bu millet için bir şey istiyorsanız en mükemmelini istemelisiniz. Mademki bir millet tayyaresiz yaşayamaz, öyleyse bu yaşama vasıtasını başkalarının lütfündan bekleyemez. Ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim.
diyerek uçak fabrikası kuracağını daha o günden ilan eder.

Türk havacılığının efsane isimlerinden Vecihi Hürkuş ve Selahattin Alan Beylerin tecrübelerini birleştiren, onların attığı yerli adımların farkında olan, takdir ve yardım eden Nuri Demirağ, ne pahasına olursa olsun Türk uçak sanayini kurmaya ve geliştirmeye kararlıdır. Kararını verdikten sonra dünyada uçak sanayisinin gelişimini yakından takip eder. Demirağ'a göre yabancı lisanslarla uçak yapmak lisans sahibini büyütmekten başka işe yaramaz. Yerli ve milli değildir. Türkiye bütçesinin 212 milyon olduğu 1936 yılında 11 milyon liralık kişisel servete sahip olan Demirağ için yeni hizmet ve yatırım alanı havacılık sektörüdür.

Dünyada uçak sanayisinin yeni yeni gelişmeye başladığı yıllarda, bütün bu gelişmeleri inceleyen Demirağ, devletin ortak aklıyla mutabakat halinde bir tutku olarak gördüğü havacılığa yatırım yapmaya karar verir. Deneme uçuşlarını yapabilmek için Yeşilköy’deki Elmaspaşa Çiftliği’ni satın alır ve üzerinde büyük bir uçuş sahası, hangarlar ve uçak tamir atölyesi yaptırır. Uçuş sahası, Avrupa’nın en büyük havaalanı olan Amsterdam Havaalanı büyüklüğündedir. Bu alan, günümüzde Uluslararası İstanbul Atatürk Havalimanı olarak kullanılmaktadır.


Daha sonra, 17 Ağustos 1941 tarihli Tasvir-i Efkâr Gazetesinde bu süreci şöyle anlatacaktır:
İstikbalimizin istiklalimizin, şerefimizin göklerde olduğuna iman ettikten sonra 5-6 sene bilâfasıla yanıma mütehassıs gençleri de alarak Moskova'dan tut da Londra'ya kadar uğrayıp uzun uzadıya tetkikler yapmadığımız yer kalmadı. Avrupa'nın bütün tayyare fabrikalarını, havacılık müesseselerini geceli gündüzlü dolaştık. Neticede her yerde gördüklerimizin içinden en mükemmellerini seçerek burayı kurduk.
1936 yılında Beşiktaş Nuri Demirağ uçak atölyesini etüt ve üretim merkezi olarak inşa eder. Beşiktaş Uçak Fabrikası yılda 300 eğitim uçağı üretebilecek kapasitededir. Beşiktaş'taki etüt atölyesine ilaveten Yeşilköy'deki Elmas Paşa Çiftliğini satın alarak 1500 dönüm üzerine kendi deyimiyle "Gök Stadyumu"nu, sivil hava meydanını yapar. Kompleksin içinde pilot ve teknik eleman yetiştiren Gök Okulu, pistler, uçak hangarları ve öğrenci yurdu bulunmaktadır, İsmet İnönü'nün oğlu Erdal İnönü de kısa süreliğine uçuş okulunda eğitim görecektir. İstanbul'da başladığı yatırımın bir ayağı memleketi olan Divriği'dedir. Divriği kasabasını 120 bin nüfusluk bir sanayi şehri olarak planlar. Havacılık Üniversitesi olarak düşündüğü Gök Üniversitenin çekirdeği olarak düşündüğü Gök Ortaokulunu 1937 yılında yaptırır. Buradan mezun olan yetenekli çocukları; İstanbul Üniversitesi öğrencileriyle birlikte Yeşilköy'deki Gök Okulu dershanelerinde istihdam eder.
Nuri Demirağ Gök Okulu öğrencileri, Demirağ'ın belirlediği sakınılacak altı maddelik listede bulunan hiçbir fiili yapmayacaklarına ant içerek göreve başlarlar. Daha sonra Demirağ'ın kurduğu Milli Kalkınma Partisine katılım da bu altı şarta bağlanacaktır:
İşretten, oyundan (kumardan), iffetsizlikten, eğrilikten, tembellikten, zulümkarlıktan sakın...
1939 yılında Nuri Demirağ'ın teşvikiyle Yüksek Mühendis Mektebi Makine Şubesine uçak mühendisliği eğitimi de ilave edilir. 1940 yılında gazetelere verdiği ilanla, en az ortaokul mezunu 18-23 yaş arası gençlere ücretsiz yarım saatlik uçuş eğitimi vereceğini bildirerek ülkede havacılığın sevdirilmesini gönüllü olarak üstlenir.


  • Merkezde toplam 38 uçak üretilir; uçuş testleri yapılır.
  • NUD-36 tipi 6 kişilik yolcu uçağı bu uçaklar içinde en dikkat çekeni ve ilk Türk yolcu uçağıdır.


Demirağ havacılığa o kadar tutkundur ki oğullarını uçak mühendisi olarak yetiştirir; damatları da uçak mühendisidir. İkinci Dünya Savaşı bütün şiddetiyle devam etmektedir. Preveze Zaferinin 404. yıldönümü olan 28 Eylül 1942'de, Türk uçakları İstanbul'da gövde gösterisi yaparlar. Süzülen 9 uçağın tamamı Nuri Demirağ'ın fabrikasında üretilmiştir. Nuri Demirağ, Türk Hava Kurumunun sipariş ettiği 12 eğitim uçağını ve Devlet Hava Yolları tarafından sipariş edilen nakliye uçağını şartnamelere uygun olarak tamamlar. Bu arada uçuş tecrübeleri sırasında talihsiz bir kaza olur. Demirağ'ın muhaliflerine gün doğar. Türk Hava Kurumu ve Devlet Hava Yolları sudan bahanelerle 1943 yılında siparişlerini iptal eder. THK uçakları almadığı gibi Demirağ'ın teminatını da irat kaydeder.

Uçakların kabulü için Demirağ'ın başlattığı hukuk mücadelesi, bütün bilirkişi raporlarının olumlu olmasına karşın sonuçlanmaz. Uçaklar Demirağ'ın elinde kalır. Doğmakta olan Türk hava sanayisi bürokrasiye ve çekememezliğe yenik düşecektir. Oysa yolcu uçağı Ankara-İstanbul arasında seferler yapmış, Bursa, İzmir, Atina, Selanik, Sakarya, Eskişehir, Kayseri, Sivas hava meydanları Demirağ'ın uçaklarının iniş kalkışlarına defalarca tanık olmuştur.

11 Haziran 1949'da Demirağ'ın uçak fabrikası, Bakanlar Kurulu kararıyla ordunun ihtiyacını karşılayacağı tesisler cetvelinden çıkarılır. Devlet Nuri Demirağ'ı gözden çıkarmıştır. Oysa 16 bin saat uçuş yapılan, 300'e yakın pilot yetiştirilen Demirağ tesislerinde hiç kaza olmamış, yalnızca uçak üretilmiş, uçuş eğitimi verilmiştir. Ürettiği uçaklarla 26 bin saat uçuş yapılmıştır. Demirağ, hukuk yolunda başarısız olur. Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'ye açık mektup yazar. Uğradığı haksızlığı dile getirir. Sonuç alamaz.

Demirağ'ın uçakları Yeşilköy'deki Gök Okulun eğitim uçuşlarında kullanılır. Demirağ bunları yurtdışına satmak ister, İspanyollar talip olur. Ancak dönemin hükümeti satışa izin vermez. Ne acıdır ki, 2000 yılına kadar hangarlarda çürümeye terk edilen uçaklar, müzeye bile kaldırılmamış, hurdacıya satılmıştır.

Oysa Amerika ve Almanya kendi uçak sanayicilerine bırakın köstek olmayı destek olmuş, onları teşvik etmiştir. 1927-1947 yılları arası Amerika'da uçak sanayisine yatırım yapan Howard Hugs'un devletten aldığı destek 60 milyon dolardır. Yine aynı yıllarda Kayzer II. Wilhelm Krupp firmasının uçak sanayisine yaptığı yatırımda denemelerde milyonlarca markın çöpe gitmesine müsaade eder. Türkiye ise, kendi değerine sahip çıkamaz. Üstelik Demirağ destek de istememekte, emeğinin ve sipariş edilen uçakların bedelini istemektedir.

Demirağ'ın uçak imaline yatırım yaptığı dönemin talihsizliği İnönü'nün iktidarda olması ve bir nevi tasfiye sürecidir. Projeyi destekleyen Genel Kurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak'ın emekliye ayrılması, İnönü Hükümetinin dönemin koşullarında güçlü girişimci istememesi, Demirağ'ı bir nevi siyasi rakip olarak görme eğilimi Türk havacılık tarihinin bu en önemli projesinin akim kalmasında tuz biber olur.

Nuri Demirağ'ın deyimiyle, şartname gereği Türk Hava Kurumu;
a) İmalatın kontrolünü yapacak heyeti hiçbir zaman tayin, tavzif ve fabrikaya izam etmemiştir
b) Tecrübeleri Yeşilköy yerine Eskişehir'de yapmıştır
c) İkinci tecrübe talebini bilâsebep kabulden imtina etmiştir
d) Tecrübede kullanılan aletler hakkındaki şartname hükmünü ihmal eylemiştir
e) Şartnamenin reddedilen tayyareleri 180 (gün y.n.) zarfında yenileriyle tebdil etmek hususunda verdiği hakkın istimaline imkân vermemiştir
f) Pervane ayarını değiştirerek yeniden tecrübe istemek hakkının da keza istimalinin imkânını bahsetmemiştir
Türk Hava Kurumu'nun kabul etmediği uçakları bir dilekçe ile Milli Savunma Bakanlığından tecrübe etmesini ister. Talebi kabul edilir. Sonuç şudur:
Tayyare tulanî, arzanî ve yol istikrarına maliktir. Performans tecrübesine göre sıfır irtifada 182, bin metrede 180 kilometre sürat yapmaktadır. Yani S %2,5 toleransla şartnamede tayin edilen sürati tutturmuştur. Performans tecrübelerine göre mektep başlangıç tayyaresi olabilir
Buna rağmen THK uçakları almamakta diretir.

Demirağ'ın İnönü'ye yazdığı mektupta kabahatin uçaklarda bulunmasına içerler:
Hava Kurumuna bidayette verilen ve arkası gelmeyen 65 planör kuruma teslim edilmiş ve 10 mektep tayyaresi; uçuş melekesi az olan bir mühendisimin;  rızam hilafına tayyare ile Eskişehir'e giderken İnönü'de yapılmakta olan törene iştirak etmek isteyerek, sahanın darlığı, planör tayyarelerin ve ziyaretçilerin çokluğu yüzünden meydanda yer bulamamasından ekin tarlası içerisinde yere konuş esnasında bir metrelik çukuru görmeyerek mühendisin ölümü ile neticelenen bir kaza vukua gelmişti. Bunda tayyarenin kabahati yoktur.
Kabahat elbette uçaklarda değil, zihniyettedir.

Dönemin iktidarı, Türk Hava Kurumu adına taahhüt ettiği, dahası sipariş ettiği bu 38 uçağı almak yerine, Fransızların modası geçmiş HENRİO uçaklarını satın alır ve aldığı uçakları kısa sürede yedek parça yokluğundan hurdaya çıkarır. Uçak fabrikasının iyi çalıştığı zamanlarda İran'dan, Irak'tan uçak siparişleri gelir. Hükümete yakın çevreler yakarız yine sattırmayız diye tepki gösterirler. Sattırmadıkları uçakları da bir türlü almayacaklardır.

Demirağ'a sipariş ettiği ve tamamen yerli üretilen uçakları almayan kurum, Etimesgut'ta, 1945 yılında kurdurduğu uçak fabrikasında Alman lisansıyla uçak üretimine başlar, ancak bu teşebbüs de akim kalır. 1960 yılına kadar yapılan denemeler sonuçsuzdur. Böylece yerli hava sanayi düşüncesi Cumhuriyet tarihimizin hazin bir hikâyesi olarak tarih sayfasında yerini alır. O hikâyenin tek masum kahramanı ise kuşkusuz Demirağ'dır.

---- o ----

Ne kadar tanıdık bir hikaye değil mi? Hep aynı hep aynı… Bu memlekette milletin yararına, memleket yararına ne yapılmaya kalkılırsa kalkılsın akibeti hep aynı. Hep gündelik kişisel çıkarlar uğruna koskoca bir milletin geleceği karartılıyor. 3-5 kişinin siyasi emeli, maddi menfaati uğruna ne oyunlar dönüyor.

Son not olarak;  Nuri DEMİRAĞ sadece havacılıkla ilgilenmemiştir. Birçok alanda girişimi vardır. Nitekim soyadı da kendisine, Türkiye Cumhuriyeti’nin demiryollarını inşa eden ilk müteahhitlerinden olduğu ve bu konudaki üstün başarılarından dolayı bizzat Atatürk tarafından verilmiştir.

Acaba şimdiki büyük sermaye sahibi sanayicilerimiz, iş adamlarımız bu memleket için ne gibi yatırımlar yapıyorlar?  Servetlerini nerede nasıl değerlendiriyorlar?  “Kime ne?” denilebilir ama bu soru cümlesi de bize “öğretilmiş/dayatılmış” bir söz dizisidir. Vuran vurduğuyla, çalan çaldığıyla kalsın;  kalsın ki bizim de elimize bir fırsat geçip de biz de böyle yaptığımızda kimse bizden de hesap sormasın...

Neyse öğrendikçe kahroldum ve sinirlendim yine…

Esen kalın…

NOT:
Buraya kadar okuduysanız, konu ilginizi çekmiş demektir. Size bir de şuradaki özet yazıyı okumanızı öneririm. Çok güzel bir özet olmuş: Ülkemizi, geçmişteki hataları neden dünya devi bir ülke olabilecekken bu hallerde olduğumuzu özetleyen güzel bir yazı.

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yildiray-ogur/580890.aspx



-----------------=(0)=-----------------



Nuri DEMİRAĞ'ı  anlatan kısa bir video. http://www.divrigim.com/gururvideo.asp?gid=119 adresinden ya da http://www.youtube.com/watch?v=TEfL-Y0qaK0

video


Tepkiler:

5 yorum:

O dönemlerde iktidarda bulunan partiye lütfen dikkat edin

Hoş, o zaman tek partili dönem. Hatta ilk muhalefet partisini de Nuri DEMİRAĞ kuruyor, ama kapatılıyor.

Konuyu siyaseten yorumlamak benim alanım ve amacım değil fakat şunu söyleyebilirim: Her zaman, günümüzde dahi benzer olaylara tanık oluyoruz, hatta bazen doğrudan, içinden...

Bakarsınız bunların bazılarını da 50-60 yıl sonra başkaları yazar, "Keşke" ile başlayan cümlelerle...

Dedesinin havacılığını Anadolu’da anlattı
30.12.2010

Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk Havacılık Sanayi için önemli katkılar yapan ve havacılık endüstrisinin öncüleri arasında yer alan Nuri Demirağ’ın çalışmaları, havacılığa ilişkin hayalleri konulu konferans gerçekleştirildi. Konferansa konuşmacı olarak Nuri Demirağ’ın torunu Prof. Dr. Banu Onural katıldı.

Anadolu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksekokulu Mustafa Öç, konferans salonuna konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Banu Onural, Bir havacılık efsanesi olarak tanınan ve 1940′ların Türkiye’sinde görülmemiş atılımlara imza atan Nuri Demirağ’ın Girişimcilik ve Yenilikçilik ruhuna aktardı. Onural, Demirağ’ın Cumhuriyet’in ilk yıllarında başta havacılık olmak üzere birçok ilke imza attığını söyledi. Demirağ’ın, ülkemizde ilk seri uçak üretimini gerçekleştiren en önemli çalışmalara imza attığını kaydeden Onural, “İlk seri Türk uçağı 1941 yılı Ağustos’unda doğum yeri olan Divriği’ye gidiş-geliş uçuşunu tamamlamıştır. Tamamen Türk mühendisler ve işçiler tarafından uçaklar üretilmiştir. Girişimci ve yenilikçi özelliğinin yanı sıra yardımseverliğiyle de tanınmaktadır” dedi.

http://www.anadolugazetesi.net/NewsDetail.asp?catid=6&id=3311

Almanya'da ; Franfurt Havalimanında çalışıyorum.Brezilya' nın küçük uçaklarını burukada yoğun şekilde kullanılıyor. Brezilya'yı yabana atmayın. Türkiye'ye faydası olabilir.

Bende çok severdim rahmetliyi. Doprağı bol, mekanı cennet olsun. Geride kalanlara Allah sabır versin.


Sayfamdaki yazılar kaynak gösterilerek ve bu sayfanın adresi verilerek kullanılabilir.

Sayfamda bazı yazılarımda bahsetmiş olduğum yöntemler kendi öğrendiklerimi, denediklerimi paylaşmak amacıyla yazılmıştır. Yapılan denemelerin sonuçları da yine burada paylaşılmaktadır. Tarif edilenlerin yanlış/eksik uygulanması, yazı dizilerinin tamamının okunmaması, vb herhangi bir nedenden dolayı istenmeyen sonuçlar elde edilmesi, beklenen sonucun elde edilememesi ve/veya karşılaşılabilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumlu tutulamayacağımı bilgilerinize sunarım.

Kaynak belirterek ya da belirtmeden kullandığım yazılarımdan dolayı herhangi bir rahatsızlık duyan, haksızlığa uğradığını düşünen beni haberdar ettiği zaman ilgili yazıyı yeniden gözden geçireceğimi, şikayetinde haklıysa yazıda gerekli düzeltmeyi ivedilikle yapacağımı taahhüt ederim.
-=(RaideR)=-